Çap et Çap et
Mətnin ölçüsünü dəyiş: 
A- A A+

“İslam Peyğəmbəri Həzrət Məhəmmədin timsalında lider” kitabının türkçə nəşri haqqında məqalə

Tarix: 24.12.2014 | Bu məqalə 1. 567 dəfə oxunub.

Evrensel / Değişmez Liderlik Rolü
Nihat DAĞLI

Elbette ki tarih daha çok topluluklardan bahseder; kavim ve milletlerden… Tarih denen kuleye malzeme olmuş topluluklarda insan teki görünmez; çünkü dâhil olduğu kümede erimiştir. Dolayısıyla tarihte insanı değil, bir şekilde kahraman olmuş ‘lider’i görürüz. İnsanın ve toplumun görünürlüğü, yani tecrübe ve pratiği, öz olarak değişmemiş olsa da bugün nicelik açısından farklılık arz ediyor. Meselâ modern öncesi dönemde hayat, bugün olduğu gibi, uzmanlıklar alanı şeklinde bölünmemiş, daha çok ‘bütün’ fikri etrafında yaşanırdı. İnsan, yani fert hayatın bütünü karşısında yetkin olmak durumundaydı. Bugüne gelindiğinde ise, insan, hayatın hepsi hakkında değil bir kısmı için bilgi talep ediyor. Modern dönem, hayatın uzmanlık alanlarına bölünerek yaşanmasını imler. Zamanın ruhu kişiyi hayatı bir yerinden tanımaya ve tanıdığı yerden ona katılmaya çağırır. Bu çağrı o kadar kabullenilmiş ki, artık kişi sadece asıldığı noktada derinleşmiş, orda sıkışıp kalmıştır. Hayat çok şey, ama insan (yani fert) sadece bir şeyi bilmektedir. Kendi başına hayata yetmemekte, uzmanların toplamıyla birlikte hayatı karşılayabilmektedir. Bu durum ‘lider’in kendisine de tesir etmiştir. Bugün lider, projenin her aşamasında tesirli olan kişi değil, projeye katılan uzmanlar arasında koordinasyonu sağlayan, birden fazla kişinin oluşturduğu birikimi kullanandır. Lider, toplamın mücessem hâli olarak belirendir.

Çok da ilgili olduğum ve bildiğim bir konu değil bu. John Adair imzalı “Hz. Muhammed Örneğinden Hareketle Lider” başlıklı kitap vesilesiyle yukarıdaki cümleleri kurmuş bulundum. Kitabın ayrıcalığı şu: Hz. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) misâlini öncelemesi ve sadece ‘başarılı’ olmayı değil aynı zamanda ‘iyi’ olmayı da öngörmesi… Yazar, liderlik konusunda dünya çapında yetkin bir isim. Konuyu akademide çalışan ve pratiğe taşıma gayreti içinde olan bir araştırmacı. Dünya dillerine ve Türkçeye çevrilmiş yirmiye yakın kitapta imzası var. Adair, liderlik modelini üç geleneğe dayıyor: a) Sokrates ile başlayan Batı düşüncesi. B) Konfüçyüs ile somutlaşan Doğu düşüncesi. c) Hikmeti günlük hayata sokan kabile geleneği… Bu üç geleneğin sunduğu imkânlarla oluşturulan bir liderlik modeli… Yazarın iddiası şu: “Hz. Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) örneğinde, okumalarımda vardığım sonuç ve altını çizdiğim hususlarla inşa ettiğim liderlik modelini gördüm.”

Adair’in Hz. Peygamber’in hayatında/şahsında gördüğü ve önemine vurgu yaptığı ‘evrensel/değişmez liderlik rolü’ hangi özellikler taşımakta? Yazar soruyu, Hz. Peygamber’in hayatından seçtiği kimi durumlar üzerinden cevaplıyor. Çocukluğunda yaptığı çobanlıkta, gençliğindeki kervan liderliğinde, kavgaları ve çatışmaları sulha kavuşturan fesahatteki ustalığında, el-Emin oluşunda, sıkıntıyı paylaşımında ve tevazusunda verdiği fotoğraf, Hz. Peygamber’i, Adair’in gözünde, “evrensel ve değişmez liderlik rolü”ne oturtuyor. Lideri, “bir birikimin içinde oturan kişi” olarak tanımlayan Adair değerlendirmelerini şöyle sürdürüyor: “Liderlik, bir yolculuk kavramıdır. Lider yol gösteren, başkalarına yolculuk yaptıran, yola çıkardıklarını bir arada tutan kişidir.” Bu değerlendirmesini de, İbn Haldun’un Mukaddimesi’ndeki medeniyetlerin serüveni bahsinde yapılan ‘bedevilik-hadarilik’ ayırımına ve bu hususta altı çizilen ‘asabiyye’ kavramına dayandırıyor. Bedevi toplumundaki insanlar, Hz. Peygamber’in liderliğinde ‘asabiyye’ edinmiş, yani ‘biz’ duygusunda birleşmiş ve neticede hadarilerin, şehirlilerin ve kralların çağında İslâm Medeniyeti’nin kurucu unsuru olmuşlar.

Hz. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bir yol göstermiş, insanları buna çağırmış, kendine eşlik eden farklı sınıftan insanları bir arada tutmuştur. Allah’ın kendisine yüklediği vazifeyi îfa ederken de, işaret ettiği ve insanları çağırdığı hakikatin misâli olmuştur. Dilinin tercümanı, bizatihi kendisi… Verilen mesaj, kendi şahsı üzerinden doğrulanmış ve gösterilmiştir. Mesaj hayat bulmuş, arkasından fetih ve hadarilik olmuştur. ‘el-Emin’ olmuştur; çünkü insan-ı kâmilin ne olduğu sorusuna cevap bir hayat yaşamıştır.. Hep Rabb’inin huzurunda yaşadığından kendini bilmiş, dolayısıyla kendisinden ‘başkasına/öteki’ne zarar vermemiştir. Öyle bir liderdir ki, liderlik üzerinden bir hukuk geliştirmemiş, kendilerinden biri olarak insanlarla münasebet kurmuştur. Beyaz yakalı bir kral, bir sultan veya bir devletlû olmamış, ‘hizmet edilen’ değil ‘hizmet eden’ olmuştur.

Adair, toplum, millet ve medeniyetlerin sürekliliğinin ‘asabbiyye’nin, yani ‘biz’ duygusunun canlılığında görür. Şöyle ki: “Bütün, kendini oluşturan parçaların toplamından fazla bir şeydir. Halkın asabiyyeti (biz duygusu) kaybolduğunda liderlerin tesiri kalmaz. Bu sebeple liderler tevazu sahibi olmalıdır. Liderlik ettikleri gruba veya organizasyona şahsî kibirlerini dayatmak için değil, onlara hizmet etmek ve onlardaki potansiyeli (asabiyyeyi) harekete geçirebilmek için orada bulunduklarını hatırlamalıdırlar. İhtiyaç hissedilen şey, insanların görüş ve düşüncelerinin hayata taşınmasını kolaylaştıran, beklenti ve ihtiyaçlara karşılık gelen, dayatmacı değil özgürlükçü bir liderliktir.” Bu değerlendirme, Adair’in, ‘evrensel ve değişmez liderlik rolü’ dediği şeye karşılık geliyor. Bunun da en çok Hz. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) misâlinde ete kemiğe büründüğünü söylüyor.

Sizinti / Mayıs 2012

Bu məqalə haqqında şərh yazılmayıb.

Şərh yazın

– Dəhşətli hadisədir. Başdan ayağa hiyləgərliklə doludur.

– Amma bu, həqiqətdir, – bədheybət etiraz etdi, – Bir çox həqiqətlər yalana bənzəyir. Hər krallığın taxtına ona layiq krallar oturur. Kəndli qızları günahsız yerə ölür, bəzən də cadugərlər xilas edilməyə layiq olurlar. Təəccüblü gəlsə də, əslində bütün bunlar çox tez-tez baş verir.

Patrik Ness, “Bədheybətin səsi”

Kateqoriyalar


Copy Right © 2013
Bütün hüquqları qorunur.